aşk

7/5/2008 · Kategori: ask_sevgi

Biliyor musun benden bir şeyleri anlatmamı istediler ve ben de seni anlatmaya karar verdim. Bakalım beğenecek misin. Ne olur bana kızsan bile çıkıp gitme hayatımdan. Biliyorsun beni, sensiz olmuyor. Şimdi ise sadece dinle...
Herkes bu güne kadar onu anlatmaya çalıştı ama nedense kelimeleri yarı yolda kaza yaptı. Çünkü hep yolun yanlı tarafından başladılar yolculuğa bu düşsel dünyada.
Aslında ben de nerden başlayacağımı bilemiyorum ama sanırım en doğrusu şu kelimelerle olur...
O hiç beklenmedik bir anda çıkar karşınıza. O kadar ani yakalar ki sizi neye uğradığınızı şaşırısınız. Ne kadar kaçsanız da o sizi kovalar durur. Sonbaharda dökülen bir yaprağın parça parça olmasıdır bazen, elinizden sadece ağlamak gelir onun rüzgarda sürüklenişini izlerken.
Bir mucizenin başlangıcı oluverir. Damarlarınızda dolaşan kan gibi hayat verir size en umutsuz anınızda ama belki de sonradan, verdiği canı fazlası ile alır gider uzaklara, karışır karanlığa, bul bulablirsen...
Ama hayatınıza girdi mi bir kere, onsuz olmaz bir daha. Ne kadar acıtsa da batmamaya başlar bir süre sonra. Alışırsınız varlığına,kopamazsınız. Bir bakmışsınız vazgeçilmeziniz olmuş...
Ve yanlızlığın ta kendisidir o aynı zamanda da yanlızlığınızı paylaşandır. Nedense onun adı aşktır

Allah'a gitmezsen

7/5/2008 · Kategori: hikayeler

Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal tıraşı olmak için berbere gitti.onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete başladılar.değişik konular üzerinde konuştular.birden Allah'la ilgili konu açıldı...Berber:^^bak adamım,ben senin söylediğin gibii Allah'ın varlığına inanmıyorum.^^Adam:^^peki neden böyle diyorsun?^^Berber:^^bunu açıklamak çok kolay.bunu görmek içn dışarıya çıkmalısın.lütfen bana söylermisin,eğer Allah var olsaydı,bu kadar çok sorunlu,,sıkıntılı,hasta insan olurmuydu,terk edilmiş çocuklar olur muydu?Allah olsaydı kimse acı çekmez birbirini üzmezdi.Allah olsaydı,bunların olmasına izin vereceğini sanmıyorum...^^Adam bir an durdu ve düşündü,ama gereksiz bir tartışmaya girmek istemediği için cevap vermedi.berber işini bitirdikten sonra adam dışarıya çıktı tam o anda caddede uzun saçlı ve sakallı bir adam gördü.adam bu kadar dağınık göründüğüne göre belli ki tıraş olmayalı uzun süre geçmişti.adam berberin dükkanına geri döndü.Adam:^^biliyor musun ne var berber diye bir şey yok^^Berber:^^bu nasıl olabilir ki?ben burdayım ve bir berberim.^^Adam:^^hayır yok.çünkü olsaydı caddede yürüyen uzun saçlı ve sakallı adamlar olmazdı.^^Berber:^^hımm berber diye birşey var ama o insanlar bana gelmiyorsa,ben ne yapabilirim ki?^^Adam:^^kesinlikle doğru! püf noktası bu! Allah var,ve insanlar ona gitmiyorsa, bu gitmeyenlerin tercihi.işte dünyada bu kadar acı ve keder olmasının tek nedeni!!^^

bozmak mı yapmak mı?

7/5/2008 · Kategori: hikayeler

hindistan'da çok ünlü bir ressam varmış..herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş.Onu 'Renklerin Ustası ' anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısalarda kısaca Ranga Gugu derlermiş...onun yetiştirdiği bir ressam olan Raçiçi eğitimi tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Gugu'ya götürmüş,ondan resmini değerlendirmesini istemiş...Ranga Gugu,^^Sen artık ressam sayılırsın Raçiçi.artık senin resmini halk değerlendirecek,^^diyerek;^^Resmini şehrin en kalabalık meydanına görtür ve en görünen yerine yerleştir,yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan,beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırak^^demiş.Raçiçi denileni yapmış...ve bir kaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki,tüm resim çarpılarla bozulmuş ve neredeyse görünmüyor.çok üzülmüş tabi.alıp resmi görtürmüş Ranga Gugu'ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş.Ranga Gugu üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş.Raçiçi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Gugu'ya götürmüş..Resmi yine şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Gugu.^^Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya,bir kaç fırça ile birlikte insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırak.^^demiş,Raçiçi denileni yapmış...birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış,fırçalar da,boyalar da kullanılmamış.çok sevinmiş,koşarak Ranga Gugu'ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış.Ranga Gugu demiş ki:^^Sevgili raçiçi, sen ilk seferinde insanlara fırsat verildiiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağıyla karşılaşabileceğini gördün.hayatında resim yapmamış insanlar bile gelip senin resmini karaladı...oysa ikinci kez onlardan hatalarını düzeltmelerinii,yapıcı olmarını istedin...yapıcı olmak eğitim gerektirir.hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeeye kalkmadı,cesaret edemedi.mesleğinde usta olman yetmez,bilgede olmalısın.emeğinin karşlığını ,ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın.onlara göre senin emeğinin hiçbir değeri yoktur.sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenlerle tartışma...^^

« Önceki | Sonraki »