kulağıma yalan kaçmış..

9/5/2008 · Kategori: ask_sevgi

Kulağımın içi kaşınıyor.Felaket.Önce azar azar başlıyor kaşıntı, geceleri.Sonra artıyor.Kaşımak da bir zor ki kulağın içini.Bir türlü geçmiyor.

"Ne yapsam acaba?" diyorum.Günler geçtikçe daha da artıyor.Doktora gitmeye karar veriyorum. Arkadaşlarıma soruyorum

"Tanıdığınız iyi bir kulak burun boğazcı var mı?" diye.
"N'oldu ki?" diye soruyor arkadaşlarım.
"Kaşınıyor kulağım" diyorum. "Uyuyamıyorum geceleri, kulak kaşınmasından!"

Bir doktorun adını söylüyor bir tanesi.

"Çok iyi doktordur"
"Kimsenin çözemediğini çözer, iyileştiremediğini iyileştirir."

Gidiyorum doktora.Gözlüklü, şirin bir amca.Elinde bir büyüteç, kulağıma bakıyor.Şaşırıyorum önce.

"İçinde kaşıntı var" diyorum. "Öyle büyüteçle ne anlayacaksınız ki?"
"Yok" diyor, "Ben çoktan anladım ne olduğunu da, şimdi daha iyi görmek için bakıyorum."
"Nedir?" diyorum doktora.
"Eski sözler kaçmış kulağınıza" diyor.
"Nasıl yani?" diyorum."Kimin sözleri?"
"Bakacağız" diyor.

Sonra bir alet çantasından kocaman, ucu ince, cımbıza benzer bir alet çıkarıyor.

"Yan durun. Kıpırdamayın" diyor bana.

Biraz irkiliyorum.

"Eski sözler" diyorum, "Ha?"

Cımbızın ucu kulağıma giriyor,canımı acıtmıyor nedense.

"Bir kadın sesi bu" diyor.

Sanki bir uğultu duyuyorum.Cımbızı çıkarıyor kulağımdan.

"Yalan kaçmış kulağınıza!" diyor doktor.

Yalana bakıyorum.Küçücük bir şey gibi gözüküyor.

"Vay be! Günlerdir kulağımı kaşındıran bu muymuş? Hangi yalan peki?" diyorum.
"Durun, bekleyin" diyor doktor. "Dikkatli olmamız lazım. Tekrar kulağınıza kaçabilir. Önce şu deney tüpünün içine koyalım. Sonra serbest bırakırız."

Yalanı tüpün içine koyuyor.Kapağını da kapıyor tüpün.Serbest kalıyor yalan.

"Seni seviyorum" diye cılız bir ses geliyor tüpün içinden.
"Yalanmış ha?" diyorum.



Kulağım bile anlamış, kalbim hala anlamıyor..

müsaitseniz aşka..

9/5/2008 · Kategori: ask_sevgi

Birinci ses''Müsaitseniz size aşık olabilir miyim?''dedi.karşındaki bir an onu süzdü,başını öne eğdi.Sanki ''...Simdi soruyorum büküp boynumu,daha önceleri nerelerdeydiniz?''diyen eski bir şarkıyı anımsarmış gibiydi.ama bunu karşındakine söylese bile ne ifade edecekti ki?hayattta her şeyin zamanlamasının tutması mümkün değildi ki zaten.kalbinin boş olduğu zamanlarda  kimse karşına çıkıp''Müsaitseniz size aşık olabilir miyim?''dememişti ki.doğruydu işte sözler,şiirler.aşkın kapıyı ne zaman  çalacağı belli olmazdı.aşka randevu verilemzdi.o gelip bulur,ansızın''cee!''diye karşına çıkabilirdi.ikinci ses birinciye''Senin adına çok üzgünüm,aşkına karşılık veremeyeceğim için.çünkü hayatımda birisi var,''dedi,yürüdü gittİ,ayaklarını sürüyerek.birinci ses,sorusunun havada asılı kaldığını hissetti.ürperdi.halbuki birisi olduğunu saklyabilir,yalan söyleyebilirdi.oysa,yapmamış,dürüst davranmıştı.birinci ses düşündü;''Tanrım,demek ki hala böyle birileri var hayatta.roman kahramanları yalan değilmiş.''olmayacaktı bu aşk,belliydi işte de;hayalindeki yüz,beynindeki isim,kalbindeki çocuksu heyecan niye silnmiyordu acaba?müsait değildi bak,söylediği gibi.Aşık olmaması gerekiyordu.aşık olursa acı çekerdi,kavuşamayaktı ona.ikinci sesin,yüzü,elleri,tarzı yinede aklından çıkmıyordu,Acaba o da hoşlanmışmıydı kendisinden?bunu öğrenmeyi o kadar çok istiyordu ki?iyi de,hoşlansa bile bunu söylemesi neyi değiştirecekti?ikinci ses,hayatında birisi olmasına rağmen,o gün karşısına onu beğenen,hatta aşkı için iizin isteyen bir Ses'in çıkmasına içten içe çok sevindi.gidip gelip aynaya kendisine göz attı gün boyu.içini tarifsiz bir sevinç kaplamıştı.Gururu okşanmıştı.kalbi boş olsaydı,''evet''deyip,onunla birlikte bir aşka yelken açmaktan kaçınmazdı.acaba,mazeretini söylerken bunlarıda söylese miydi birinci ses?Yoo,duygularıyla oynamak istmezdi onun.bunca çürümüş ilişkilerin arasında  sevginin,aşkın adı dama atılmışken;birisinin orataya çıkıp cesurca''Müsaitseniz size aşık olabilr miyim?''demesi,inceliğin ve karşısındakine değer vermenin eski şarkılarda,filmlerde kalmadığını kanıtıydı işte.Aşk için izin istenmezdi,biliyordu.Bu,sadece aşkı ifade etmenin zarif bir yolu olmalıydı.nereden mi biliyordu?Telefonu,ara ara,bilinmeyen bir numara tarafından aranıyor,''Alo!''dediğinde kapanıyordu.Son açtığında, ''Sen misiin?''dedi.Telefon kaapanmadı.Derin bir iç çekiş duyuldu.Birinci ses konuştu:''Müsait  olmasanız da ben siz e aşığım''....Sessizlik, ölüm kadar kesin ve uzun sürdü.Aşk, ölümden daha çaresizdi o an.

sevgi neydi??

9/5/2008 · Kategori: ask_sevgi

Hatırlayanımız var mı, sevgi neydi?
İlk sevgi sözcüğünü, ilk kıpırdanışını yüreğinin hatırlayanımız var mı? İlk hüznümüzün adını sevgi koyabiliyor muyuz şimdi geriye dönüp baktığımızda? Derin coğrafyamızı kaplayan zifiri bulutların ve üzerimize örtülen maddeci felsefenin ağırlığına ne zaman başkaldırmıştı sevgilerimiz, hatırlayanınız var mı? Ne zaman sevgilerimiz paralarımızdan önce tartılırdı; ya ne zaman pazar eyledik sevgilerimizi, biliyor musunuz? En son ne zaman bir sevgiyi söyleşmiştik bir sevgiliyle? Her gün bir parçamızı daha tüketen teknoloji çağında sevgiye en son ne zaman yürekten bir merhaba demiştik, hatırlayanı­nız var mı?

Üzüm henüz yaratılmamışken insanları sarhoş eden omuydu acaba?!.. O muydu canından ve cihandan geçiren padişahları?. Bin yıllar ve binlerce yıllar boyunca pervaneyi ateşe düşüren, bülbülü sevdalandıran o muydu? Neydi sevgi?!..
Sevgi bir bakış, bir gülüş müydü bazen; bir bakış bir koşuş muydu?. Sevgi gönül kumaşında bir nakış mıydı?!..
 
Hatırlayan var mı sevgi neydi? Leylaların, Şirinlerin, Aslıların nâzı mıydı o; yoksa Mecnunların, Ferhatların, Keremlerin niyazı mı? Hangisinde belirmişti ilk kıvılcımı sevginin? Neydi sevgi?!..
 
Açıkken gözbebeğimize yerleşen de, göz yumduğumuzda gönlümüze sızan da sevgi değil miydi bir vakitler? Bir dudağın kıpırdanışından yanağımıza yansıyan pembelikler, utanmalar sevgi değil miydi yoksa? En son ne zaman kızarmıştı yanağımız, hatırlayanınız var mı? Uykumuzu en son ne zaman terketmiştik sevgiyi düşünmek adına? En son sevgi şiirini hangi gecede okumuştuk?
 
Sahi, neydi sevgi? Bir çuvalı ipek görebilmek miydi; toprağımız niyetine koklamak mı?  Sevgi bir iyilik miydi, şefkatli bir cümlecik mi? Neydi sevgi, dış mıydı, yoksa iç mi; soyut muydu, yahut somut mu? kalp mi, ya da  can mı? Var olmak mı, varlıktan geçmek mi? Dünyaya gülmeye mi gelmiştik; ağlamaya mı; ölüyor muyuz, yoksa doğuyor mu? Sevgi neydi?!..
 
Unuttuk, acaba neydi sevgi? Bir yetimin başını okşarken da­mağımıza yerleşen tad mıydı o? Bir bebeğin süt kokulu tenindeki su çiçeği miydi? Sabah evden çıkarken özlemeye başladığımız bir ses miydi? Hatırlayanınız var mı, sevgi neydi?
 
Sevgi bir acıydı herhalde, bir kederdi; kâh hüzünle, kâh mutlulukla hatırlanan. Belki de sabırdı sevgi, affetmekti, gelecek günler adına.  Sevgi bir iyi ad bırakmaktı geride kalanlara.
Ömür geçer de ad kalır...
Sevgi: İki hece.
Sevgi, sevmek kelimesinden türetilen bütün öteki kelimelerin en güzeli.
Derin uykulara dalmadan önce ilk soru:
Sevgilerinizi en son ne zaman hatırlamıştınız ve sevgiyi hak edenleri en son ne zaman?
Bir soru daha:
Sevgileriniz yalan mıydı yoksa?!. .
Ve son soru:
Çorak vadilere yönelmişse sevgilerimiz, çevremizi kandırmıyorsa sulara, içimizden akan Nil olsa ne?!..

« Önceki |